‘Son sözü her zaman millet söyler’

GÜLDEN ÇOKTAN- ALEYNA SEVİM / İstanbul – Gençlik ve Spor Bakanlığı Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nda, gençlerin yeni anayasa sürecindeki rol ve katılımını merkezileştirmek amacıyla “Gençlerle Sivil Anayasa Buluşması” düzenlendi. “Gençliğin Yüzyılı, Yeni Yüzyılın Anayasası” başlığı ile gerçekleşen buluşmaya Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Bakan Yardımcıları Dr. Enes Eminoğlu ve Av. Doç. Dr. Safa Koçoğlu, Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Özay Şendir, rektörler ve farklı üniversitelerden çok sayıda öğrenci katıldı.

Yeni ve sivil anayasa sürecinde gençlerin beklenti ve isteklerini dinlemek, süreçte aktif rol almalarını sağlamak amacıyla gerçekleşen buluşmada konuşan Bakan Bak, sivil anayasanın gerekli olduğunu söyledi. Ülke gündeminde sivil anayasanın olduğunu ve bu süreçte gençlerin görüşlerini belirtmesinin önemine dikkat çeken Bak şunları söyledi: “Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nın manasını, anlamını, orada yaşanan süreçleri görsünler istedik. Müzeyi gezsinler, buradaki yaşanan hikayeleri daha derin araştırsınlar. Neler olmuş? Milletin iradesinin ne kadar önemli olduğunu ne kadar güçlü olduğunu kavramaları açısından da çok çok önemli. Milletin adamlarının hiçbir zaman millet tarafından yalnız bırakılmadığını görsünler. Biz de bu süreç içerisinde gençlerimizin sivil anayasanın oluşmasında söz söylemesini istedik. Onların düşüncelerini almak istedik. Biliyorsunuz Türkiye yüzyılı, gençliğin yüzyılı, spora yüzyılı ve biz gençlerimize, geleceğimiz olan gençlerimize çok güveniyoruz. Onların konuşmasını istiyoruz. Onların bu konuda fikirlerini beyan etmesini istiyoruz.”

‘Gençler sözünü söylemeli’

Anayasanın defalarca bazı değişikliklere uğradığını fakat hala istenilen sivil anayasa kıvamında olmadığını belirten Bak, “Dolayısıyla anayasadan bir uzlaşma belirli toplumun bütün kesimlerinin üzerinde uzlaştığı bir metin ve bunun güçlü olmasını istiyoruz. Oluşturulurken güçlü bir şekilde yapılmasını istiyoruz. Biz de gençlerin burada söz söylemesini arzu ettik. Onların fikirler beyan etmesini arzu ettik. Tabii bu süreç devam edecek. Millet her zaman son sözü söyler. Milletin iradesi üzerinde hiçbir güç yok. Hiçbir güç bu iradeyi yenemiyor. Bunu en son 15 Temmuz’da da yaşadık. Darbe geleneği var. Ama bunun her zaman karşısında olan güçlü bir millet var. 15 Temmuz’da da meydanlara çıkarak milletin gücünün üzerinde hiçbir gücü tanımayacağım, milletin iradesinin dışında hiçbir gücü tanımayacağını bu millet meydanlara çıkarak ifade ediyor” ifadelerini kullandı.

‘Tarihi değiştiremeyiz ama ders alabiliriz’

“Tarihi değiştiremeyiz ama tarihe bakış şeklimizi değiştirebilir ondan ders alabiliriz” diyen Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nın tarihini ve darbe sürecinde adada yaşananları anlatan Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Özay Şendir ve Demokrasi ve Özgürlükler Müzesi Baş Editörü konuşmasında özetle şunları söyledi: “Bu adanın çok kanlı bir tarihi var. 1947’de Deniz Kuvvetleri burayı alıyor. Darbe nedir sorusu da burada başlıyor. İlk başta Ankara’da ‘Biz bu insanları nasıl yargılayacağız?’ diye soruşturma kurulu oluşturuluyor. Bu kurul adaya geldikten sonra mahkeme heyeti oluşturuldu. ‘Öğrenciler sokaklarda öldürülürken Celal Bayar elinde kadehle şampanya içiyor’ gibi propogandanın en acı en ucuz örneklerini gördük. Demokrat Parti sanıklarından Ankara’da gözaltına alınanlar harp okulundan kafileler halinde havalimanına götürüldüler. Sıra dayağıyla otobüse bindirilip Yeşilyurt’a gittiler. Hava harp okulundan tahsis edilen vapura bindirilirken yine sıra dayağı yiyerek adaya getirildiler. Adnan Menderes de 2 kere dayak yedi. İşkenceyi en çok Demokrat Partili bürokratlar gördü. Ada iletişimin çok sınırlı olduğu bir yerdi. Mektuplarda 50 kelimeden fazlası yasaktı. Birçok yerde, Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu’nun avukatlarıyla nasıl görüşemediğine dair dilekçelerin örneklerini görebilirsiniz.

‘Kurtarmaya çalışan oldu’

Aslında askerlerin niyeti Menderes ve beraberindeki 80 kişiyi İsviçre’ye sürgüne yollamaktı. Ama, ‘Mahkeme kurup yargılamazsanız ileride siz mahkum olursunuz’ denildi. Polatkan’a savunmasını yaparken ona ‘Çok uzattın, vapur kalkacak’ diyerek son sözlerini söyletmediler. Salonun adı o yüzden Polatkan salonudur. Caminin ismi Fatin Rüştü Zorlu’dur. Menderes diğer arkadaşlarından ayrı 13.21’de idam edildi. Menderes’i kurtarmaya çalışan çoktu. Alparslan Türkeş Hindistan’dan mektup yazdı. İsmet İnönü Cemal Gürsel’le görüştü ve mektup yazdı. İngiltere Kraliçesi Elizabeth, Ankara’ya bu yüzden geldi. Kennedy büyükelçisiyle beraber devreye girdi. “İdamlar infaz edilmez diye Silahlı Kuvvetler Birliği cuntasından isimler ‘Siz asmazsanız biz elimizden geleni yapacağız’ dediler. Albay Tarık Güryay yanındaki ekibi aldı ve devlete baş kaldırmayın diye silah doğrulttular. İdam neyi çözdü. Bugün kimlerin adını saygıyla yad ediyoruz. Bugün 27 Mayıs’ı yapanları değil hedef alınanların yaşadığı acılarını konuşuyoruz. Yassıada aslında Yaslıada’ymış. Menderes ‘Kimseye dargın değilim’ dedi.”

‘Darbeler Türk gençliğini biçti’

Buluşmanın “Tanıklıklar” başlığı altında yayınlanan videoda Akademisyen Yazar Mehmet Ali Sarı, “Yassıada’ya bir vesileyle ben de gittim. Mendereslerin kendilerini doğru düzgün müdafaa etmelerine izin vermiyolardı. Türkiye her 10 senede bir darbe teşebbüsü gördü. Türkiye kötü günler yaşadı. Bu askeri darbeler Türk gençliğini adeta biçti.”

‘Hala darbe izlerini taşıyor’

“Yeni nesil, Yeni Anayasa: Sivil anayasa sürecinde gençlik katılımı” başlığında gerçekleşen ikili konuşmaya bakan yardımcıları Safa Koçoğlu ve Enes Eminoğlu katıldı. Eminoğlu yaptığı konuşmada “Son 20 yıldır anayasanın sivillleştirilmesi için pek çok yenilikler yapıldı. Ama hala darbenin izlerini taşıyan bir anayasaya sahibiz” dedi. Koçoğlu da demokratikleşme sürecinde, özgürlüklerin çeşitlendirilmesinde gençlerle bir arada olmanın çok anlamlı olduğunu söyledi.

‘Sivil anayasa ile taçlanmalı’

Ankara Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Necdet Ünivar, “Sivil anayasada toplumun tüm kesimlerinin olaya müdahil olması ve gerçekten darbeleri tamamen kapatacak ve her türlü halkın iradesi dışındaki bütün gayrimeşru akımlara, darbelere mani olacak anayasaya Türkiye’nin ihtiyacı var” dedi. “Türkiye’nin yeni ve sivil bir anayasa arayışı” paneline Medipol Üniversitesi Dekanı Prof.Dr. Ergin Ergül, Prof. Dr. Abdurrahman Eren, Prof. Dr. Hasan Tahsin Fendoğlu katıldı.

‘Yamalı bohçaya döndü’

Darbeler ile anayasalar arasında büyük bir ilişki olduğuna vurgu yapan Başkent Üniversitesi Hukuk Fakültesinden Prof. Dr. Hasan Tahsin Fendoğlu, “Bu anayasa adeta yamalı bohça haline gelmiş” diye konuştu. Anayasanın darbeci ruhunun silinmediğini söyleyen Medipol Üniversitesi Dekanı Prof.Dr. Ergin Ergül ise “Biz, o darbecileri yargılayıp cezalandırmışız ama yaptıkları anayasayla devam ediyoruz” dedi.

Tarihe tanıklık eden müze

Osmanlı döneminden günümüze dek ülkede yaşanan önemli olayların tasvir edildiği müzede, 2. Abdulhamit’ten Adnan Menderes’e dek devlet yöneticilerinin, 31 Mart Vakası’ndan 15 Temmuz hain darbe girişiminin sembolü olan tanka meydan okuyan vatandaşların balmumu heykelleri yer aldı. Tarihte yer alan olayların hem yazılı hem görsellerle desteklendiği müze, olayları yakından hissettiriyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x